22 Kasım 2010 Pazartesi

öykümsü

sıcak bir güne soğuk bir kadınla uyandı. içerden ses viyakladı: "bebaaaaaaağğ, para ver okula geç kalcam." çocuğa para mı dayanır. hele bir de har vurup harman savuruyorsa. gerçi onun da suçu değil ya. her neyse. soğuk suyla yıkandı, soğuk bakışlarla evden uğurlandı. cinsel aktiviteleri, üreme için kısıtlanmıştı. akşama kadar ev pırıl pırıl olmazsa evdeki agresif hava, yine bir cinsellikle sonuçlanmayacaktı. gözü kör olasıca amerikan filmlerinde böyle olmuyordu oysa.

atölyede ingiliz anahtarı yoktu. ne yapsın marangoz ingiliz anahtarını. ama televizyonda izlediği amerikan filmlerinde çok duymuştu bu adı. ve illa ki günün birinde alacaktı ondan bir tane. hiç kullanmayacak, evde odasının duvarına asacaktı. hayallerini gerçekleştirmemek üzere geride bırakıp, işe koyuldu. tahtaların dilleri yoktur. tıpkı iş arkadaşları gibi. ortak hayatlarından ne çıkıyor ki, üstüne konuşsunlar. aylardır aynı güne uyanan gözlerle birbirlerini selamlıyor, sonra da birbirlerine güle güle diyorlar.

dönüş. dönmez olaydı. saat 10. akşam yemeğine her zamanki gibi yetişemedi. ev ahalisini televizyonun karşısında buldu. oğlum senin dersin yok mu sorusuna bir ters cevap aldı. sonra ben yorgunum yemeden yatıcam dedi, gitti yattı.

ertesi sabah kendini hiç görmediği bir yerde buldu. rüya gördüğünü düşündü. çok sevdiği amerikan filmlerinden esinlenip kendini cimcikledi. bu bir rüya değildi. yatağından kalktı. tanımadığı evin koridorunu takip ederek salonu buldu. salonla bitişik mutfakta ocağın başında bir kadın gördü.
-günaydın kocacım, çok sevdiğin pankeklerden yapıyorum bu sabah
-...
-otursana. üstelik akçaağaç şurubundan bile aldım.

-günaydın anne günaydın baba. projemi bitiremedim çok acelem var. tanrım kahretsin servisi kaçırıyorum.

ÇAT. kapanan kapı sesiyle bi an uyandığını düşündü. ama hala olduğu yerdeydi. oturduğu yerden kalktı, pencereye baktı. büyük, hatta kocaman bir sarı otobüs gördü.

-işte hazıır, afiyet olsun hayatım. yorgun gözüküyorsun, bugün istersen patronu ara ve işe gitme ne dersin?

en çok bu duyduğuna şaşırmıştı.

-ha?
-hem bugün yeni aldığım iç çamaşırlarını deneyebiliriz...

kadın sırıttı.
ardından

-neyin var kocacım? kendinde değil gibisin.
-kahretsin sorunumun ne olduğunu ben de çözebilmiş değilim.

içinden haykırdı:  NE DİYOM LAN BEN???

birden nefesi kesildi. elleri boynuna gitti. yüzü önce kızardı. sonra morardı. çok az kalan gücüyle, panik içinde ordan oraya koşan kadına seslendi.

- çabuk! 911'i ara!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder