21 Kasım 2010 Pazar

çılgın

şu dünyada iki tane nefret ettiğim şey varsa, biri ırkçılık diğeri de uykudan uyanmaktır. yemin ederim nefret ediyorum. hele uyandırılmak daha da kötü.

en kolpa uyuşturucu uyku. ne sonunu belli ediyo ne bi şey. uçuyorum derken düşüş şiddetli oluyo. narkotikçileri burdan ben uyandıriym, bağımlısı çok.

bu sebeplerdendir ki, sabahları çok sevmiyorum. hele o saat 6 suları veya 6.15 ve yahut da 6.30 sularından nefret ediyorum. sevdiğim sular, erikli, bazı bazı nestle gibi. hayat'tan kesinlikle sakının

--

zamanında mizah dergisi kemik vardı. ilk olarak lombak içinde çıkmaya başlamıştı. sonra kendi kendine müstakil bi dergi olmuştu. aşağı yukarı a5 boyutunda sempatik bişidi. hatta hepinizin mına kodumun popüler kültürüyle öğrendiği umut sarıkaya-ki kendisini çok severim- orda "dünyanın en yüzeysel adamı"nı çiziyodu. gel zaman git zaman bu kemik dergisi 80 sayfayı gördü. sonra zaman gene geçti her zamanki gibi, ve bu kemik dergisi finansal sebeplerden ötürü lombakla birlikte çıkmaya başladı yine(gözün kör olsun felek). en sonunda yine kapandı.

nerden aklıma geldi derseniz, "şevki teyze" diye bi tiplemesi vardı alpay erdem'in. allaha şükür hala sağ, ölmüş gibi bahsettim. neyse. o her macerasının sonunda "amaaaaan sabahlar olmasın" derdi de, ordan bağdaştırdım, sonra dergidir kemiktir cart curt. öyle

serbest çağrışımın kölesiyim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder