işin en sakat kısmı, ben de herkesin kendisini komik gördüğü seviyenin biraz üstünde komik olduğumu düşünüyorum. bu da tabii bi sorumluluk katıyo olaya. ilk işim beğenilmeyen şeyleri silmek ve hiç yazılmamışlar gibi davranmak olacak.
ortalama insan komikliğini ele alalım. ortalama insan gündelik hayatında bi sürü espri yapar ve yarısıyla başarılı olur. bu komikliğin üstüne çıkabilmek için başarılı espriler mi arttırılmalıdır, yoksa başarısız olanlar hemen yok mu edilmelidir? bu ve benzeri soruların cevabını birkaç paragraf sonra hep beraber keşfetmeye var mısınız?
var mısın bu gece kaçmaya diye bi şarkısı vardı seda sayan'ın. hatta klibinde de marlin monroğ ayağına etekleri uçuşuyodu. aynı tekniği konserlerinde şebnem ferah saçlarına uyguluyor yemin ediyorum. hatta hatırlarım bilmem kaç sene önce beyaz şov'a çıktığında orda bile bi vantilatör vardı aşağıdan saçlarını püfür püfür uçuran. diş etlerinde engelli park alanı kadar boyut olmasa, güzel kadın olurmuş vesselam.
mizah, üstünde konuşuldukça bayağılaşıyor, bildin mi güzelim. yani ne sen sor ne de ben söyleyeyim(bu arada rahatsız edici bi kafiye oluştu ama yemin ediyorum bilerek yapmadım).
-apayrı-
geçen gün metroya biniyorum, paso boş jeton alcam bozuk para kalmamış, bi yirmi milyon papelim kalmış. eller mahküm, attım kağıt parayı, makine başta olmazlandıysa da sonra o da dayanamadı, yuttu güzelim 20 kağıdı. allahtan fatal error verip de yüzlerce jeton almadım da onun yerine tek jeton ve istenmeyen tüyleri andırırcasına bir sürü antipatik bozuk para peydah oldu. paraları toplarken-tabii çok yavaşım yüzlerce şey var orda- arkadan nereli olduğunu kestiremediğim bi turistin "oo camoooon" naraları yükseldi. başımı çevirim bayana baktığımda kadın biraz saçmalamış olduğunu farkedecek ki, mahcup olup sorry dedi. ben de giderken bi şey demiş olmak için what the fuck dedim. tonlamamın sonunda bir adet ünlem işareti ve bir adet de soru işareti bulunuyordu. ---(!?)---
gelelim çok mühim sorumuzun cevabına. bi an unuttum sandınız di mi lan. yok unutmadım. espriler gani gani olunca bi dikkat ve antipati çekme durumu söz konusudur. yani amaç güldürüyse, az laf çok iş de gerekliliktir. yüz saat konuşup, iki tebessümle yetinen adam da komik değildir. ha ben bunları dedim ne oldu? bişi olmadı tabii. haklı da olmayabilirim. ama bu kadar kesin yargılarla konuşunca, insanın da karşı çıkası gelmiyor di mi. bana da öyle oluyo.
bu da bu kadar olsun
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder