şu an daha yeni kalktım geldim salondan, çok çok fazla işim ve az zamanım var ama anlatmalıyım şekerim.
antony hopkins ve sarışın çocuğun başrollerini paylaştığı fracture adlı bir film izledim. ecnebi dillerden türkçemize cinayet gecesi olarak çevrilmiş. çok güzeldi. aklıma sleuth'u getirdi biraz(michael caine&jude law). izleyin siz de çok muntazamdı.
bunun dışında ne demeliyim bilmiyorum.
--
asla ve asla tüm dünyaya seslenen üslubumdan vazgeçmeyeceğim. ister 3, ister 2 izleyicim olsun. eti cin gülsün, dünya gülsün.
eti cin de hiç sevmem ha, portakal reçeli iğrenç bi şey zaten. portakalın güzel olduğu iki hal var. biri hiçbir işlemden geçmemiş kabuklu meyve hali, diğeri da portakal suyu. onun dışında yok çikolatada yok drajede yok prezervatifte falan, hoş değil bu tabii. derken konu değiştiriyoruz.
meyve falan demişken favorilerimden biri de şeftalidir. kadifemsi yüzeyine dokunamayan ve adı dahi anıldığında irite olan bi arkadaşım var. adını vermekten kendimi alıkoyuyorum. o arkadaş kadife pantolon giyecekti bir iddia sonucu, onu bekliyorum. zerrin özer'in de öyle bi geyiği vardı. kadife veya benzeri tüylü yüzeylere dokunamıyor bu iki zat-ı mıhterem. bu da nasıl bir hastalıksa.
--
evimiz kalabalık. 5 kişi. iki ablam var, ikisini de çok seviyorum. her gün ailecek dünya barışına katkıda bulunuyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder